 AKP’nin seçim kampanyasında, en önemli propaganda başlıklarından bir tanesini “yeni anayasanın” yapılacağı vaadi oluşturdu. Birçok AKP’linin, seçim çalışmalarında 330 milletvekili sayısına vurgu yapması, AKP’nin kendi isteğine göre hazırlamayı planladığı yeni anayasayı referandum yoluyla yürürlüğe sokma planından kaynaklanıyordu. Ancak seçim sonuçları 326 milletvekili çıkaran AKP’yi anayasa başlığında zora sokmuş görünüyor.
Meclisin yeni aritmetiği, anayasanın hazırlanması sürecinde AKP’yi diğer partilerle masaya oturmaya zorlayacak gibi görünürken, ana muhalefet CHP’nin anayasa başlığında önceki yıllardaki takındığı muhalif tavrından geri adım attığı ve seçim öncesinde uzlaşı mesajı biliniyor. BDP’nin ise özerklik noktasında AKP ile pazarlığa oturacağı tahmin ediliyor. MHP’nin ise AKP ile daha öncesinde türban gibi bazı başlıklarda ortak hareket etmeyi başardığı düşünüldüğünde, meclisteki tüm partilerin, AKP ile “pazarlığa” şimdiden hazırlandıklarını tahmin etmek güç değil.
CHP uzlaşı mesajı verdi ama…
Kılıçdaroğlu liderliğindeki yeni CHP’nin birçok başlıkta uzlaşmacı bir siyaset izlemesi, anayasa başlığında da geçerliliğini koruyor. Önceki yıllarda yaşanan anayasa tartışmalarında sert bir muhalefet izleyen CHP, AKP’nin, önümüzdeki günlerde gündeme getirmesi beklenen yeni anayasanın hazırlanması sürecinde “birlikte çalışma” mesajlarını seçim sürecinde vermişti.
CHP’nin seçim öncesinde hazırladığı anayasa taslağı, kimi başlıklarda AKP ile ortaklık gösterse de, din dersi, seçim barajı, ibadethanelerin statüsü gibi başlıkların tartışma yaratabileceği tahmin ediliyor. AKP’nin de gündeminde olan anayasadaki “Türklük” tanımını yeniden düzenlemek ise CHP tarafından da kabul gören bir başlık olarak duruyor. Yerel yönetimler, özerklik gibi konularda net bir tutum almaktan kaçındığı gözlenen CHP’nin, yine de kapılarını tartışmaya kapamadığı görülüyor. CHP’nin yeni stratejisi gereği bir yandan kavga eder bir görüntü vermek istemediği bilinirken, klasik CHP tabanının tepkisini de gözeterek hareket edeceği tahmin ediliyor. CHP’nin en net mesajının ise başkanlık sistemi konusundaki karşı duruşu olduğu biliniyor. Bu konuda AKP içinde de tam bir fikir birliğinin sağlanamadığı biliniyor. CHP’nin ise böyle bir tartışmanın gündeme gelmesi durumunda AKP içindeki farklı gruplara oynayacağı tahmin ediliyor.
BDP’nin özerklik talebi öne çıkıyor
AKP’nin anayasa konusunda BDP ile gerilimli bir “ortaklık” yürüttüğü biliniyor. Seçim öncesi milliyetçi söyleminin dozunu artıran Erdoğan’ın, anayasa sürecinde BDP ile daha “makul” bir ilişki yürütmeye çalışacağı tahmin ediliyor. Anadilde eğitim hakkı, özerklik, yerel yönetimlerin durumu yeni anayasanın hazırlanma sürecinde BDP’nin öne çıkaracağı başlıklar olarak görünüyor. Var olan anayasa üzerinde olumsuz görüş bildiren ve en net tutum alan iki partinin, gerekçeleri farklı da olsa, AKP ve BDP olduğu biliniyor. Bu durum da onları “doğal müttefik” durumuna itiyor.
BDP’nin seçimlerden milletvekili sayısını artırarak çıkmasının ve doğu illerinde oylarının artmasının, yeni dönemde daha cüretkâr adımlar atmasına yol açacağı tahmin ediliyor. İşte bu noktada AKP’nin halkın tepkisini çekmeden süreci götürmek zorunda kalacağı biliniyor. Bu noktada mecliste daha uzlaşmacı bir CHP’nin bulunması AKP’nin elini BDP’ye karşı güçlendirebilir ama AKP-CHP ortaklığının da mevcut siyasi konjonktür düşünüldüğünde çok kolay olmayacağı ortada. BDP’li Selahattin Demirtaş’ın dün anayasa konusunda söyledikleri, BDP noktasından bu sürecin nasıl göründüğüne dair ipuçları barındırıyor:
"Artık barışa giden yolları hep birlikte açabiliriz. Bunun için anayasal bütün tartışmalarda, anayasal bütün çözümlerde, muhatap bizleriz, seçilmiş siyasetçilerdir ancak bu savaşın durması için Sayın Öcalan ile yürüyen müzakere devam etmeli, bu savaşın bir tarafı olan PKK ile doğrudan görüşmeler yapılmalıdır. Hükümet bundan kaçınmamalıdır. Barış için, Kürt halkı da, Türk halkı da hazırdır. Hükümet, artık devlet görüşüyor, şu görüşüyor, bu görüşüyor demekten vazgeçmeli, PKK ile doğrudan görüşmeler yaparak bu ülkede barışı sağlamalı, adımlarını atmalıdır."
MHP’nin kırmızı çizgileri var
AKP’nin yeni anayasayı hazırlama sürecinde MHP ile kolay anlaşamayacağı tahmin edilmekte. İlk üç maddenin korunmasından, Türklük tanımına, anadil konusundan, üniter yapı tartışmalarına kadar MHP’nin tavrını net koyduğu biliniyor.
CHP’nin de daha uzlaşmacı bir siyasete yönelmesinin ardından eski anayasaya en yakın isim olarak MHP’nin kaldığı, bu süreçte halktaki rahatsız kesimin sözcülüğüne soyunacağı tahmin ediliyor. Bu noktada MHP’nin, AKP ile yakınlaşmasında ciddi sınırlar ortaya çıkabilir. Yine de MHP AKP’ye kapıları kapatmış değil. MHP Genel Başkan Yardımcısı Münir Kutluata seçim sonrası değerlendirmesinde anayasa konusunda şunları söyledi:
"Seçimden önce söylediğimiz gibi iktidarın Türk milletinin anayasadaki varlığından rahatsız olarak bir anayasa yapmaya kalkıştığı için, hele atılacak adımları bir görelim. Türk milletinin, bu devletin kuruluş felsefesine, Türk milletinin varlığına saygılı, bunu reddetmeyen bir anayasa yaparlarsa o zaman duruma bakarız."Kaynak soL Haber Merkezi |