 Türkiye İnşaat Yapımcıları Meclisi Başkan Vekili ve Sakarya Müteahhitler Birliği Derneği Başkanı Orhan Ünver, Kentsel Dönüşüm Projesi konusunda, SATSO ve SESOB’un Dörtyol sanayi esnafını TOKİ ve Büyükşehir Belediyesi’ne karşı yalnız bıraktığını ve olayda ihmalkar davrandığını öne sürdü.
Hülya Sürücü ile Detay Programı’na konuk olan Orhan Ünver “Proje Aziz Duran döneminde meclisten geçmişti. SATSO ve SESOB Toçoğlu’nun bu projeyi gerçekleştireceğini tahmin ederek hazırlıklı olmalıydı. Üyelerini de ona göre yönlendirmeliydi. İddia edildiği gibi bu Proje Devletin değil, Büyükşehir’in projesidir” dedi.
İşte 89.3 Radyo Net’de, Detay Programı’nda “TOKİ amacından sapmıştır” ifadesini de kullanan Orhan Ünver’in, SATSO, SESOB ve TOKİ’yi hedef alan sözleri:
TARİHİN EN ÖNEMLİ PROJESİ
Kentsel Dönüşüm Projesi sayın Toçoğlu’nun seçimlerden önce Sakarya kamuoyuna seçim vaadi olarak sunduğu bir projedir. Biz de mesleğimiz gereği o dönemden beri bu projenin takipçisi olduk. Sayın Toçoğlu neticede seçildi ve bize göre Sakarya tarihinin en önemli projesini hayata geçirmek üzere kolları sıvadı. Bunu da TOKİ’den başkasıyla yapması mümkün değildi. Çok doğaldı, çünkü bir çok yerde bu proje TOKİ ile yürütülüyordu.
STK’LARA DANIŞMAYA GEREK YOKTU
Bu proje hayata geçirilirken sivil toplum örgütlerinin de tepki göstermesi doğaldı. Ancak bize göre bu proje ile ilgili sivil toplum örgütlerine danışılmasına hiç gerek yoktu. Bu Proje, seçimden önce bilinen bir projeydi, hatta sayın Aziz Duran tarafından da meclisten geçirilmiş bir projeydi. Hal böyle olmasına rağmen SATSO ve SESOB sanki ilk kez bu projeyi duymuş gibi tepki verdiler. Halbuki Sakarya’daki sivil toplum örgütleri, özellikle de SATSO ve SESOB Sayın Toçoğlu’nun bu projeyi gerçekleştireceğini tahmin ederek hazırlıklı olmalıydılar. Üyelerini de ona göre yönlendirmeliydiler.
DEVLETİN PROJESİ DEĞİL
SESOB başkanı Sayın Hasan Alişan’ın iddia ettiği gibi bu proje Devletin Projesi değil, Büyükşehir Belediyesi’nin bir projesidir. Bu, Sayın Alişan’ın değerlendirmesidir. Ancak bizim değerlendirmemiz öyle değildir. SATSO ve SESOB hazırlıklı olsaydı, esnaf bu projeye yabancı kalmazdı. Bize göre SATSO ve SESOB, kurumlar karşısında Dörtyol esnafını yalnız bıraktı. Şimdilerde Dörtyol Esnafı ile TOKİ ve Büyükşehir’in görüşmeleri başladı. Üyeler oraya gittiğinde kendi adlarına ne yapacaklar? Doğal olarak TOKİ ve Büyükşehir ile görüşmenin içine girecekler. Halbuki toplumların örgütlü olmasındaki maksat budur işte. SATSO ve SESOB ortak bir proje ile kurumların karşısına çıkmalıydı ve üyelerinin taleplerini tam olarak tespit edip, ona göre onları güçlü kılacak bir altyapıyı oluşturmaları gerekirdi. Sivil toplum örgütlerinin vazifesi gereği de zaten böyle olmalıydı. Özetle SATSO ve SESOB ihmalkar davrandı. Şimdi Dörtyol esnafı kurumlar karşısında ne yapacak, onu çok merak ediyorum.
SAKARYA’DAKİ KONUTLAR KALİTELİ
Orta hasarlılar Sakarya’nın maalesef kanayan yarası. Ancak deprem öncesi ve sonrasında konut sektöründe kalite anlamında sıkıntı olduğunu sanmıyorum. Usta-çırak tecrübeleri ile deprem yönetmeliklerine uyarak yapılar yapıldı. Sakarya’da kalite açısından konut sektöründe sıkıntı yok. Yönetmelikler çerçevesinde deprem öncesi ve sonrasında meslektaşlarımızın kaliteli yapılar yaptığını düşünüyorum. Sakarya’nın sorunu depremden sonrasında kat adedi meselesidir. Yani konut sektörü genel anlamda iyi yönde.
SAKARYA FEDERASYON MERKEZİ OLACAK
Türkiye İnşaat Yapımcıları Meclisi Başkan Vekili ve Sakarya Müteahhitler Birliği Derneği Başkanı Orhan Ünver, Sakarya’yı Doğu Marmara’nın ya da Marmara bölgesinin bir federasyon merkezi yapma konusunda hedefleri olduğunu belirterek, “Birlik genel merkezimize verilen destekle bu hedefi gerçekleştireceğimizi umuyoruz” dedi.
YAPI DENETİM YASASI DEĞİŞMELİ
Yapı Denetim Yasası 99 felaketinden sonra gündeme girdi ve kanunlaştı. 19 ilde uygulanıyor. Türkiye’ye yaygınlaştırılacaktı, ancak depremin üzerinden 11 yıl geçti, halen sadece bu 19 ilde uygulanıyor. 19 il içinde Sakarya da var. Yapı Denetim Kanunu değişimlere uğradı, ancak ülke geneline halen yayılamadı. Gerekli bir kanunsa ülkeye yayılmalı, değilse 19 ili neden seçtiler onu bu illere anlatmalılar.
GÖRÜŞLERİMİZİ DİKKATE ALMIYORLAR
Türkiye İnşaat Yapımcıları Meclisinde, işin mutfağında biri olarak toplantılara ben de katılıyorum, ancak görüşlerimiz istediğimiz şekilde yer bulamıyor. Bu da bizim çektiğimiz ayrı bir sıkıntı. Bir türlü de aşamıyoruz. Bu işin uygulayıcıları yapımcıların görüşleri alınmayınca aksaklıklar oluyor, her yıl da bir çok değişiklik gündeme geliyor.
MÜTEAHHİTLİĞİN TANIMI YOK
Müteahhitlik mesleğinin tanımı yok. Tanımı olmadığı için de herkes bu işi yapabiliyor. Meslekle alakası olmayan herhangi biri de yapabiliyor. Bunun için önce Kanuni düzenlemeye ihtiyaç var. Ortada bir disiplinsizlik var. Müteahhitlerin nihai hedefleri TOBB bünyesinde başka bir şekil almak. Ticaret ve Sanayi Odası ayrı olan yerlerde müteahhitler her ikisine birden üye olabiliyor. O zaman şu anlam çıkıyor; müteahhit hem sanayici, hem de tüccar…Çünkü tanımı her ikisine de uyuyor. Müteahhit sanayicidir çünkü üretim yapıyor, imal ettiğimiz ürünü satıyoruz o manada da tüccarız. Yani müteahhitler ikilem içinde sıkışıp kalıyor. TOBB çatısı altında Müteahhit Odalarının ayrı bir oda olması gerekir.
TOKİ AMACINDAN SAPTI
2002 seçimlerinden sonra Başbakan iktidar olunca, TOKİ bugünkü haliyle, bugünkü şeklini aldı. Duble yollar yapılacaktı, 100 bin konut hedeflenmişti, hedef böyle olunca TOKİ de böyle bir şekil aldı. Türkiye İnşaat Yapımcıları Meclisinde TOKİ başkanı sayın Erdoğan Bayraktar’a Odalar Birliğinde o zaman da bugünlere gelinebileceğini söylemiştim. Müteahhitler birlik beraberlik içinde olmadığı için yaşanan sıkıntılara önlem alınamadı. Cami de, köprü de, okul da, yol da yaptırılacak olsa TOKİ ihale ediyor. Bayındırlık, DSİ ve Karayolları devre dışı kalmış gibi görünüyor. TOKİ’nin kuruluş amacı garibana ev yapmak idiyse, amacından vazgeçti. TOKİ bize göre amacından saptı.
TOKİ İLE HAKSIZ REKABETİN İÇİNE ÇEKTİLER
TOKİ’nin Kanundan gelen avantajları da var tabi. Bu manada TOKİ bize rakip ve haksız rekabetin içine bizi sürüklüyorlar. Biz TOKİ ile rekabet eder duruma sokulduk. Rekabet Kurulu Başkanına da bu durumu aksettirdim. Etik bir mesele olduğunu söyledi. TOKİ’den yana endişeliyiz. Kentsel Dönüşüm Projesi konusunda TOKİ bizi nasıl etkileyecek, doğrusu bu konuda endişe taşıyoruz.
EN DÜŞÜK TEKLİF, EN UYGUN TEKLİF DEĞİL
Kamu ihale sistemi ile siyasetçi ilişkisi konusunda Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren’in açıklamasını yorumlayan Orhan Ünver şunları söyledi:
“2002 yılında Kamu İhale Kanunu çıkarken çalışmaların tamamında ben de vardım. O zaman bu kanun konuşulurken birliğimiz, kanunun mükemmel olduğunu ballandıra ballandıra anlatmıştı. Nihat Özdemir genel başkandı. En düşük teklifin en uygun teklif olmadığını o zaman da vurgulamıştık. Ama bizi dikkate almadılar. Bizim itiraz ettiğimiz Kamu İhale Kanunu tam 22 kere değişti. Bizim gibi KOBİ düzeyindeki müteahhitleri dikkate almazsanız işte sonu bu olur. Özetle hiçbir zaman, en düşük teklif en uygun teklif olmamıştır.
SİYASETÇİ-MÜTEAHHİT İLİŞKİSİ
Siyasetçi müteahhit ilişkisi her dönemde maalesef olmuştur. Kanunlarla bunun önüne geçilebilir. Kurumun yönetmelikle tercih yapması ortadan kaldırılabilir. Kaldırılırsa ihaleyi yapan da, işi yapan da rahatlar.
Sakarya’da arsa konusunda sıkıntılar var. Arsa darlığından dolayı arsa paylarının konutlarda yüksek olması ayrı bir sorunumuz. Müteahhitlerimiz Sakarya’da kurumlarla iyi diyalog kuramıyorlar. Yatırım önünde bazı engeller var. İmar harçlarının yüksekliği de ayrı bir mesele.”
Derneğe üye yaparken bazı kriterler aradıklarını ve bu konuda seçici olduklarını söyleyen Ünver, “Müteahhitlik işini gerçekten hakkıyla yapan ve bu işi meslek seçenler derneğimize üye olabilir” dedi.
Haber Hülya Sürücü
|