
---Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği başkanlığına yeniden seçilen Hasan Alişan, ayağının tozuyla konuk olduğu Hülya Sürücü ile Detay Programı’nda çarpıcı açıklamalar yaptı.
---Alişan “Kentsel Dönüşüm Projesi Büyükşehir’in değil, Devletin Projesidir ve Belediyenin kucağına düşen bir projedir” dedi.
---SASİAD’ın Sakarya’ya fuar alanı kazandırma konusunda STK’lara yaptığı çağrıya yanıt veren Alişan, “Herkes kafasına göre çağrı yaparsa uğultudan başka bir şey olmaz, lobi oluşturmak zorundayız” dedi.
İşte SESOB başkanı Hasan Alişan’ın, Radyo Net’te Hülya Sürücü ile Detay Programında yaptığı çarpıcı açıklamalar:
KENTSEL DÖNÜŞÜM, DEVLET PROJESİDİR
Kentsel Dönüşüm Projesi Sakarya açısından çok büyük bir projedir. Yaklaşık 1.5-2 milyar liraya mal olacak bir projedir. 2050 dönümlük bir alanı kapsıyor. Mevcut karar vericiler, yani hükümet tarafından düşünülmüş bir projedir. Bu projenin Toplu Konut İdaresi tarafından yürütülmesi kararlaştırılmış, koordinasyon görevi de Sakarya Büyükşehir Belediyesine verilmiştir. Kamuoyunda Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin projesi diye adlandırılıyor, oysa bu bir devlet projesidir.
Siyaseten bu projeye hükümet tarafından şöyle bakılmış olabilir; “Bu bölge şehrin ana girişlerinde çevre kirliliği yaratılan bir bölge.1965 li yıllarda temeli atılmış, o günkü teknolojik imkanlarla nam salmış bir sanayi bölgesi. Fakat bugünkü şartlarda binaların yıprandığı ortada. O bölgenin artık modernize edilmeye ihtiyacı var”…
Tabi bunu kim diyor? Hükümet diyor. Bunu kimle yapacaklar? Oradaki vatandaşın iştirakiyle yapacaklar. 4554 adet paydaş var o bölgede ve hiç hazine arazisi de yok.
BİZE GÜLDÜLER
STK lara danışılmadı iddiasına gelince,
2007-2008 de hazırlanmış bir proje bu.O günkü siyasi otoriteye gittik. Nedir, ne değildir öğrenelim ona göre hareket edelim, dedik. Doğru olanı söylemeye çalıştık. Ama “Ben iktidarım, istediğimi yaparım” dediler. Hatta bana güldüler. Sonuçta yerel seçimler döneminde sivil toplum örgütleri olarak biraya geldik ve adaylara “bu şehir için ne yapacaksınız?” diye sorduk. O zaman sayın Zeki Toçoğlu’nun projelerinin başına Kentsel Dönüşüm Projesi’ni koydular.
BELEDİYENİN KUCAĞINA KONULAN PROJE
Kısaca bu proje, taa eskiden beri süregelen ve bize danışılmadan ortaya konulan bir proje. Yani belediyenin bile anlamadığı bir proje. Özetle bize danışılmadan hayata geçmiş ve belediyenin kucağına konulmuş bir projeydi bu. Bu projeyle sayın Toçoğlu yola çıktı. Biz de sükutu hayale uğradık. Ciddi bir başıboşluk vardı ve bölgeyi tanımadan hayata atılmış bir projeydi. Müdahale ettik. Projeye o şekilde dahil olduk. O zaman bize danışılmadan hareket etmelerini eleştirdiğimizde, teknik adamlar bıyık altından bize güldüler. “Ben iktidarım size ne danışacağım ki?” dediler.
ESNAFLARIN LEHİNE ÇEVİRMEYE ÇALIŞIYORUZ
Biz inşaatı iyi yaparız dediler. Siz inşaatı yapmasını bilirsiniz, ama kullanmasını da biz iyi biliriz. Bunu unutuyorlar. İnşaatı yapmak yetmez. Sonuç itibariyle siyaseten bu şehrin güzelliğini ön plana çıkarmış olabilirler, şimdi biz fırsattan istifade etmeye ve fırsatları o bölgedeki esnafların lehine çevirmeye çalışıyoruz. O bölgedeki esnaflarımız teknolojiden geri kaldı. Orada yaşayan esnaf ve sanatkarlar, eğer fiziki müdahale yapılmazsa, teknoloji geliştirilmezse 5-10 sene içinde oradaki sanayinin tamamen yok olacağını, enkaz olacağını biliyor. Bu yüzden Kentsel Dönüşüm Projesi her ne kadar bize sorulmadan yapıldıysa da, materyaller yanlış yapılsa da, bütünü son derece doğru bir proje ve bu projeyi esnafın lehine çevirmeye çalıştık. Esnafı mağdur etmemek koşuluyla, sonucunda şehre sıcak para girdisi sağlanacaksa, sanayi kalkınacaksa, bu projeyi desteklediğimizi belirtiyoruz.
FUAR BİZİM İŞİMİZ DEĞİL
SESOB başkanı Hasan Alişan, Sakarya’ya fuar alanı kazandırma konusunda STK’lara duyarlılık çağrısı yapan SASİAD başkanı Ahmet Öztürk’e de şöyle yanıt verdi:
“Bir şeyi çok iyi tahlil etmek lazım. Öncelikle sivil toplum örgütü tanımını doğru kullanmak zorundayız. Biz sivil toplum örgütü değiliz. Biz sadece halkın tabiriyle sivil toplum örgütü mensubuyuz, oysa biz kamuyuz.
Fuar, meslek kuruluşlarının işidir. SASİAD, MÜSİAD, TÜSİAD, SASİAD üyeleri sanayici ve işadamları gibi,yani özünde SATSO üyelerinden oluşuyor. Eğer biz sivil toplum örgütleri tanımı içine kendimizi koyarsak, SATSO’yu da koyarsak, SATSO, veya diğer SİAD’lar, yani herkes ayrı ayrı bir fuar alanı için çağrı yaparsa, bu çağrılar uğultudan başka bir şey yaratmaz. Bu çağrıyı yapanlar bilmelidir ki, öncelikle, kendisini sorumlu kılan, temsil sıfatı olan, meslek mensubunu veya belli bir kitleyi temsil görevini yapan insanların biraraya gelerek önce ortak akıl alması lazım. Aksi halde mesele ayrı ayrı çağrı yapmakla çözülmez. Meslek kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek, Sakarya’nın sorunlarını tesbit etmek ve çözüm üretmek konusunda asgari müştereklerde birleşmesi lazım. Maalesef işin kolayına kaçılıyor.
KİMLİK SORUNUNU AŞMAK LAZIM
Örneğin Kentsel Dönüşüm Projesi mi yapacağız? O zaman meslek kuruluşları ve STK’lar bir araya gelmek zorundayız. Ey demokrasinin gözbebekleri, gelin bizlerin görüşlerini alın. Evetçi, hayırcı gruplar yaratmayın. Sakarya’nın elbette ki fuar alanlarına ihtiyacı var. Fuar alanından önce de kongre merkezlerine ihtiyacı var. Sakarya gelişecekse, bu tabi ki şart. Ama bunları ayrı ayrı seslendireceğimize, bir araya gelmek ve ortak tespit yapmak lazım. Lobi oluşturmak lazım. Sakarya’nın kimlik sorununu aşmak lazım.”
NAMAZDA GÖZÜ OLMAYANIN, EZANDA KULAĞI OLMAZ
Hasan Alişan, SESOB öncülüğünde, 51 Meslek Odası temsilcisinin katılımıyla Ankara’ya yapılan ziyarete ilişkin köşe yazarı Özgür Arık’ın“Muhatap bulamadan döndüler” şeklindeki eleştirilerine ise şöyle yanıt verdi:
“Herkes diyor ki benim yaptığım doğru. O değerli dostuma şunu sormak isterdim. Ben neyi planlamışım da, neyi bulamamışım? Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmazmış. Biz Ankara’ya neden gittik? Önce ona bakalım. Bize sormadan yorum yapmak yanlış. Herkes gündem yaratma peşinde. Gelip önce sorsunlar. Nereye, niçin gittik? Kiminle görüşmeye gittik?
Ben eksiklerimi gidermek istiyorum. Eksiklerim varsa, doğru yapmak istiyorum. Sayın Hasan Ali Çelik, Sanayi Ticaret Komisyon Başkanı seçildi. Ankara’ya onu kutlamak için gittik. Bizim kanunumuzun tadilatıyla ilgili olan bir vekili ziyaret etmeyi programladık. Üstelik programımızın dışında diğer milletvekilerini de ziyaret ettik.
İSTESEYDİK BAKANIN KAPISINI ZORLAR, AÇARDIK
Ankara’ya aslında sadece yönetim kurulu olarak gidecektik, ancak gelen istekleri kontrol edemedik ve fırsattan istifade edelim dedik, bazı oda başkanlarının talepleri üzerine de onlarla birlikte sorunlara ilişkin dosya hazırladık. Neticede 51 meslek odası olarak milletvekillerimize dosyayı sunduk. Bakanla istesek, bakanla da görüşürdük. Bakanın kapısını zorlar, açardık. SGK ve vergide yeniden yapılandırma talep ettik. Elimize kelepçeler, prangalar bağladılar, ona tepkimizi koymak istedik.
Sivil Toplum Örgütü diye kendini adlandıranlar veya bizim dışımızdaki meslek kuruluşları tarafından bugüne kadar dile getirilmeyen “afet kredileri” meselesini onlara ilettik. Bağkur ve SSK kredilerinin yeniden yapılandırılmasını istedik.
SESOB HER ZAMAN MUHATAP BULUR
Hedeflediğimizin fazlasını da yaptık, geldik. Programımızı harfiyen uyguladık. Muhatap bulamama diye bir olay yok. Biz SESOB olarak her zaman muhatabımızı buluruz. Ben Sayın Başbakandan veya Bakandan randevu talep etmiş olabilirim, bizi savsaklamış olabilirler, ama bizim görüşme talebimiz Sayın Hasan Ali Çelik ve Sayın Erol Aslan Cebeci ile idi. Fırsat bulmuşken de, diğer milletvekilleriyle görüşüp geldik, hepsi bu.
OTURDUĞU YERDEN ELEŞTİRME DÖNEMİ BİTTİ
Biz 51 meslek kuruluşları olarak Ankara’ya giderken, keşke bizi eleştirenler de bizimle gelselerdi. Kurtarıcı beklemeyelim. O gitti, ben arkasından veya onunla gitmem dememek lazım.
SEN-BEN KAVGASINI BIRAKALIM
Ülkede ekonomik kriz var, insanların alım gücü yok oldu, ülkede gündem farklı materyallerle değiştirilmeye çalışılıyor, ekonomi gözden kaçırılıyor, yok sayılıyor, gündem kaçırıldığı dönemde artık “Sen-ben kavgası”nı bırakıp, Sakarya’daki aktörlerin bir araya gelmesi lazım. Bizimki yetersizse daha güçlü organizasyonla hep birlikte Ankara’ya gitmemiz lazım. Artık “oturduğu yerden eleştirme dönemi” bitmiştir.
ŞEHİR EŞRAFI TOPLANMALI
Önce Sakarya eşrafının bir araya gelmesi lazım. Biz şehir olmadan Büyükşehir olmanın bedelini ödüyoruz. Bugün eğer 3. boğaz köprüsü konuşuluyorsa, Kentsel Dönüşüm veya Gar Projesi konuşuluyorsa, bilin ki herkes kendi başına konuşuyor. Oysa şehir eşrafı ayda bir veya 3 ayda bir toplanmalı ve birbirlerinin fikirlerini hazmetmeli. Aksi halde marka şehir hayalden öteye gitmez. Lobi böyle bir masanın etrafında oturmakla başlar. Eksiklerim varsa doğruyla değiştirmek istiyorum. Bunu herkes böyle düşünerek hareket etmeli. Biz önce karar verelim, sonra da kararlarımızın doğruluğunu temsil ettiğimiz misyona rehberlik ederek vurgulayalım. Aksi halde kimlik sorunu peşinde koştuğumuz sürece hiçbir sonuca varılamaz. Şehrin ortak aklını oluşturmak lazım. Örneğin İstanbul’un pis sanayisini buraya yığacağımıza, İstanbul’un cazibe merkezlerini burada koğuşturmak lazım.
KADROMUZ OY VERENLERİ MAHÇUP ETMEYECEK
Yeni seçilen yönetim kurulu üyelerini de tek tek sayan Alişan, “Nöbet değişimi olmuştur. Bizim teşkilat bir dişli çark sistemine benziyor. Bu sistemi doğru işletmek için gayret gösteriyoruz. Yeni yüzlere de imkan vermek istedik. Bu dönem görev almayanlar, “görevini eksik yaptı veya yapamadı” diye algılamasınlar. Bu kadro seçenleri mahçup etmeyecektir” dedi.
CESARET EDEMEME DİYE BİR ŞEY YOK
Detay Programında, “Neden karşınıza aday çıkmadı? Yoksa cesaret mi edemediler?” şeklindeki soruyu yanıtlayan Hasan Alişan, “Olaya nerden baktığınıza bağlı. Cesaret edememekten kasıt korku mu, yoksa yapılan iyi hizmetlere karşı daha iyisini yapamama cesaretsizliği mi? Sevk ve idaremizde eksiklerimiz varsa, fikirlere açığım. Söylediğiniz, savunduğunuzun alternatifi yoksa, mevcut fikri savunmak zorundasınız. Demek ki beni takdir ettiler ki seçtiler, karşıma da aday çıkarmadılar”.şeklinde konuştu.
Haber Hülya Sürücü
|