 İstiklal Marşı'nın kabulünün 89. yıldönümü dolayısyla Ahmet Faik Abasıyanık Kültür Merkezi'nde (AFA) düzenlenen programda konuşan tarih öğretmeni Zübeyde Aksoy, 17 Şubat 1921'de Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı ölümsüz eserin, 12 Mart 1921'de TBMM'de bestelenmek üzere kabul edildiğini belirtti.
İstiklal Marşı'nın, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de milli marşı olduğunu kaydeden Aksoy, "89 yıl önce bugün aruz vezniyle yazılan marşımız 10 bölümden ve 41 dizeden oluşor. Dönemin dili olan Osmanlı Türkçesi ile yazılmış. Cephelerde kazanılan mücadelelerin verdiği bağımsızlık duygusunun insan ruhuna yansımasıyla İstiklal Marşı'mız ortaya çıkmıştır. Bu zorlu mücadelenin şiirsel ifadeyle destanlaştırılması büyük bir sorumluluk gerektiriyor.Milletimizin düşmana karşı bağımsızlık mücadelesini duygularla aktarmak zor bir şeydir. Yazılabilecek bir marş verilen İstiklal mücadelesini ne kadar yansıtabilcektir?" diye konuştu.
İstiklal Marşı'nda, Türk Milleti'nin başından geçen hadiseler ve makus kaderini yenmek için gösterdiği kahramanlıklar, verdiği şehitler, geçmişine ve kültürüne olan bağlılığının işlendiğini dile getiren Aksoy, şunları söyledi: "Mehmet Akif Ersoy'un diğer esenlerinde olduğu gibi, milli marşımızda da medeni üstünlüğümüzü kaybettiren sebepler asırlardır süren cehalet ve kendine güvensizliktir. Geçmişine sahip çıkmayan toplumlar ulus bilinci içinde yaşayamazlar. Uluslar geçmişini iyi bilmelidirler. Bize bu gerçekleri kuşaktan kuşağa aktaranlar, ulusların manevi mimarları, şairleri ve yazarlarımızdır. İstiklal Marşı'mıza gösterilen saygı ulusal değerlere gösterilen saygıyla eş anlamlıdır."
Sakarya Üniversitesi Rektörlük Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi Kurulu Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Emin Sezer ise Mehmet Akif Ersoy'un şiirlerinin net olarak algılaması ve hayata yansıtılması gerektiğini vurguladı. Sezer, "Onu herkes çok sevmişti. Çok dindar bir kişiydi. Kesinlikle menfaat peşinde değildi, haksızlıklara hiç dayanamazdı. Mehmet Akif sportmen ve atletik bir vücuda sahipti. Söz verdi mi kıl payı şaşmazdı. Bütün fikir ve kanaatleri son derece hürmet ederdi" diye konuştu.
1789 Fransız ihtilalinin ardından çeşitli milletlerin milli marşlar düzenlediğini anlatan Yrd.Doç.Dr.Sezer, Türkiye'de cumhuriyet devrine kadar bir milli marş yaptırılmasının düşünülmediğini, bunun yerine padişahların yaptırdıkları özel marşların kullanıldığını belirtti. Padişahların yaptırdıkları marşların halk kitlelerine mal edilmediği için bilhassa dış memleketlerde birçok defa güç durumlarla karşılaşıldığını ifade eden Sezer, şu bilgileri verdi: "Marş okunma sırası bize geldiğinde toplumumuz şaşkına uğramış, bazen bizim milli marşımız yok diyebilmek cüretini gösterenler bile olmuştur. Bir futbol ekibimiz zor durumda kaldığında, milli marşımız yerine hamsi koydum tavaya türküsünü bile okumuştur."
7 Kasım 1920'de gazetelere verilen bir ilanla İstiklal Marşı için müsabaka açıldığı gufte ve beste için 500 lira mükafat konulduğunu söyleyen Sezer, "Bu ilan genelge ve mektuplarla bütün yurda duyuruldu. Şiir yarışmasına ülkenin her yanından 724 şiir gönderildi. Komisyon bunlardan 7'sini seçerek bastırdı ve TBMM üyelerine dağıttı. Ancak aranılan nitelikte bir eser bulunulamadı. Mehmet Akif Ersoy'dan şiir yazması istendi. O da 17 Şubat 1921'de ölümsüz eser İstiklal Marşı'mızı yazdı. Mehmet Akif para için böyle bir şey yazmayacağını söyledi. 12 Mart 1921 yılında TBMM'de Mehmet Akif'in şiiri milli marş olarak bestelenmek üzere kabul edildi" ifadesini kullandı. |